Yeni Yayın
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
1800 Yılında Gebze'den Kızderbent'e Tarihi Bir Yolculuk
1800 yılı Ocak ayında, Osmanlı Devleti’nin Mısır seferine katılacak olan bir İngiliz askeri heyet İstanbul’dan yola çıkar. Heyet, General Koehler öncülüğünde; Albay William Martin Leake, Sir Richard Fletcher, teknik ressam Pink ve doğu kültürü uzmanı emekli papaz Dr. Carlyle gibi önemli isimleri içerir. Yanlarında hizmetçiler, postacılar ve yük hayvanları ile birlikte toplam 35 atlık bir kervan oluşturmuşlardır.
19 Ocak sabahı, Üsküdar’dan hareket eden ekip, İstanbul’un sahil yollarını takip ederek Marmara kıyısından Kartal’a ulaşır. Havanın açık ve ılıman olması, seferi kolaylaştırır. Marmara Denizi’nin huzurlu manzarası, Uludağ’ın görkemli silueti ve karşıda Prens Adaları’nın görünüşü, doğaya hayran kalan seyyahlar üzerinde derin bir iz bırakır.
Yol, geniş meralardan ve şehir halkına sebze sağlayan bahçelerden geçmektedir. Kartal’a vardıklarında, buranın küçük bir limana sahip verimli bir bölge olduğunu aktarırlar. Ardından Pendik’e uğrarlar; burada hâlen Yunan kökenli halk yaşamaktadır.
20 Ocak’ta Kartal’dan ayrılan ekip, yaklaşık beş saatlik bir yolculukla Pendik ve Tuzla’yı geçerek Gebze’ye ulaşır. Yol boyunca mavi-beyaz mermer çıkıntıların süslediği zengin doğa manzaralarıyla karşılaşırlar. Bir noktada nargile içen, gösterişli giyimli hizmetçiler eşliğinde yolculuk eden bir mollayla karşılaşırlar.
Gebze, o dönem birkaç Rum evinin bulunduğu küçük bir kasabadır. En dikkat çekici yapısı ise büyük bir selvi korusuyla çevrili, beyaz mermerden inşa edilmiş bir camidir. Bu cami ve hamamlar, Yavuz Sultan Selim’in sadrazamı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Seyyahlar, buranın eski bir Grek yerleşimi olduğunu da belirtir.
21 Ocak’ta Gebze’den yola çıkan ekip, sahil boyunca ilerleyerek ormanlık burunlardan geçer ve yol üzerinde sık sık nehir geçişleri yapar. Bu rota boyunca çadır kurmuş ulaşım işçileri, feribotla karşı kıyıya geçenler ve çeşitli köylerdeki saban süren köylülerle karşılaşılır.
Dilburnu civarından geçen ekip, burada bulunan köprülerle nehrin üzerinden defalarca geçer. Nisan-Mayıs aylarını andıran sıcak bir Ocak havası eşliğinde, menekşe, çiğdem ve sümbüllerle bezeli doğada ilerlerler. Güzergâhta, Grek dönemine ait çok kuleli bir kalenin kalıntılarına da rastlarlar.
Akşam saatlerinde, geniş dutluklarla çevrili olan ve o dönemde önemli bir yol güzergâhı üzerindeki Kızderbent köyüne ulaşılır. Kızderbent, Bursa’ya kaliteli meyveler gönderen köylerden biri olarak tanımlanır. Tepenin yamaçlarına kurulmuş üzüm bağları, köye ayrı bir güzellik katar.
Kızderbent’te konaklayan heyet, 22 Ocak sabahı İznik’e doğru yola çıkar. Yolculuk boyunca bir vadiden ilerlerler ve sonunda İznik Gölü’nü ve eski Grek dönemine ait üçgen dikili taşı görerek, yaklaşık 20 mil sonra İznik’e ulaşırlar.
Bu Yayına da Bakın
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Gerçekten çok ilginç bir yolculuk hikayesiymiş, okumak keyif verdi 👏
YanıtlaSilNe güzel anlatmışsınız! 1800’lerdeki bu yolculuğu okurken sanki ben de o yoldan geçtim gibi hissettim 😊
YanıtlaSilO dönemin insanlarını, yollarını ve yaşamlarını hayal etmek bile duygulandırıyor.
YanıtlaSil1800’lü yıllarda bölgeden geçen seyyahların anlattıkları çok değerli bilgiler veriyor. Kızderbent’in geçmişini öğrenmek çok keyifli.
YanıtlaSilBöyle tarihî seyahat notları köyün geçmişini anlamak için çok önemli. Paylaşım için teşekkürler.
YanıtlaSilGerçekten çok ilginç bir tarihî yolculuk olmuş. O dönemde Kızderbent’in bir yol güzergâhı olması dikkat çekici. Güzel bir araştırma, emeğinize sağlık.
YanıtlaSil