Kızderbent’te Çocuk Olmak: 80’lerin 90'ların Sıcaklığını Yaşatan Nostaljik Hatıralar
Kızderbent’te Çocuk Olmak: Nostaljik Bir Yolculuk
Kızderbent… Bazı yerler vardır, insan oradan uzaklaşsa bile içinden hiç çıkamaz. Bu köy de işte tam öyle bir yer. Toprağına adım attığınız anda, geçmiş bir yerden tutar elinizden ve sizi çocukluğunuza doğru çeker. Hele bir de 80’li 90’lı yıllarda orada çocuk olduysanız, bu hatıralar daha da derindir.
Sokakların Çocuk Kahkahasıyla Dolduğu Günler
Kızderbent’in toprak sokaklarında koşarken elimizde telefon değil, çamurdan yaptığımız oyuncaklar olurdu. Mahallenin tüm çocukları aynı oyunun bir parçasıydı. Takımlar doğal şekilde kurulur, güneş batana kadar oyuna devam edilirdi. Sokağın bir ucundan diğerine yayılan kahkahalar, bugün bile kulağımda çınlar.
O günlerde tek derdimiz topu dereye düşürmemekti. Şimdi düşünüyorum da, ne kadar sade ama ne kadar mutluyduk.
Komşuluğun Adıyla Yaşadığı Zamanlar
Kızderbent’te komşuluk sadece bir alışkanlık değildi, yaşam biçimiydi. Kapılar asla tamamen kapanmazdı. Gelenin kim olduğunu sormaya gerek yoktu; çünkü her gelen tanıdıktı. Anneler çayın yanına mutlaka bir şey koyar, sohbet hiç eksik olmazdı.
Bugün apartmanlarda çoğu insan komşusunun adını bilmezken biz, komşumuzun sadece adını değil, duygusunu da bilirdik.
Kızderbent’in Unutulmayan Kokuları
Kızderbent’in her mevsimi ayrı kokardı. Sabahın erken saatlerinde toprak kokusu, yaz akşamlarında meyve ağaçlarının tatlı esintisi… Ve elbette tandırda pişen ekmeğin kokusu… Bu kokuyu bir kez duyanın hafızasından silinmez.
Çocukken bu kokunun peşinden koşmak bile başlı başına bir heyecandı. Belki de bu yüzden Kızderbent’i hatırladıkça içimizi bir sıcaklık sarıyor.
Dijital Değil, Yüz Yüze Sohbetin Değeri
Köy kahvesinde oturan büyüklerin sohbeti bambaşka olurdu. Kimsenin elinde telefon yoktu. Dikkat dağılmaz, muhabbetin içine gerçekten girerdiniz. “Konum at” yoktu; “oraya geliriz” vardı. Hatta çoğu zaman buluşmaya bile gerek olmazdı çünkü herkes zaten aynı yerdeydi.
Geçmiş Yol Olur, İnsan Kalır
Bugün Kızderbent’e gittiğimde her sokak, her taş, yürüdüğüm her patika bana bir anı hatırlatıyor. Belki biz büyüdük, belki dünya değişti ama Kızderbent hâlâ aynı Kızderbent. Hâlâ sıcak, hâlâ samimi, hâlâ bizim.
Neden Özlüyoruz?
Kızderbent’i özlememizin en büyük sebebi onun bize “gerçek hayatı” yaşatmış olması. Her şey sade ama bir o kadar da dolu doluydu. Biz birbirimizi ekrandan değil, gözümüzün içinden tanırdık.
İşte bu yüzden Kızderbent… Sadece bir yer değil; çocukluğumuzun kendisi.
Yorumlar
Yorum Gönder
📝 Yorum Politikası:
Kişisel hakaret, argo ve siyasi içerikli yorumlar yayımlanmaz. Bu sayfalarda yer alan tüm yorumlar ziyaretçilere aittir. Yorumların içeriğinden, yorumu yazan kişiler sorumludur. Yorum yapan tüm kullanıcılar bu şartları kabul etmiş sayılır.